Bu grafikte, ABD doları, Euro, İngiliz Sterlini ve Japon Yeni karşısında Türk Lirası kurlarının, aylık dönemler halinde uzun dönemli değişimi gösterilmeye çalışılmıştır.
Grafik, 2003 Ocak ayından, 2023 Ocak ayına kadar olan süreci kapsadığı için sayfaya sığmamaktadır, şu linkle ulaşılabilir.
Grafikte, dikkat çeken 2003-2015 arası çok sınırlı görünen kur artışlarının, 2015 yılından sonra hızlanması olarak görülebilir. Ayrıca 2021’in 11’inci ayından sonra kurlardaki artışlar, 01-2003-11-2022 arasındaki 19 yılın artışlarından çok daha fazla görülmektedir.
Bu tablo, döviz kurları dışında ekonominin de 2003 yılından beri nasıl seyrettiği hakkında bilgi verebilir. Türkiye dışa bağımlı bir ülke oldukça, üretim yerine, ihracat yerine ithalat yapıldığında ülkeye daha fazla döviz gerekeceğinden, döviz fiyatları artmıştır.
İktisatçı Mahfi Eğilmez, bunu kendi sitesinde şöyle yazmış:
İnsanlar, fiyatları sürekli artıran marketlere de kızgınlar. Oysa onların da yapabileceği bir şey yok. Çünkü yanlış ekonomi politikası sonucu enflasyon sürekli yükseliyor, sonuçta marketler de ürünlerin fiyatını artırmak zorunda kalıyorlar. Altı ay önceki fiyatlara göre iki katına yükselen fiyatlara bakan çoğu insan “altı ayda ne oldu da bu kadar arttı, altı ay önce dolar kuru 18,5 idi şimdi 19,2, kur yüzde 4 dolayında artmış fiyatların da yüzde 4 artması lazım oysa iki kat artmış” diye söyleniyor. Kur o kadar arttı ama malı satanın işyeri kirası arttı, yanında çalışanların asgari ücreti arttı, mağazada kullandığı elektrik, ısıtmada kullandığı doğal gaz fiyatları arttı, benzin arttığı için taşıma maliyetleri arttı, bunları hesaba katmak gerekir. Öte yandan kurun daha fazla artmaması için baskılandığı da bir gerçek. Eğer marketler ellerindeki malları eski fiyattan satsalar tükenen malların yerine yenilerini daha pahalıya alacakları için zarar edecekler. O nedenle gelecek zamları da düşünerek olduğundan da pahalıya satmaya çalışıyorlar. Fiyatların artmasının nedeni marketler değil, aidatların artmasının nedeni site yönetimleri değil, bunların nedeni yükselen enflasyon ve onu önleyemeyen hükümetin ve merkez bankasının uyguladığı yanlış ekonomi politikası.
Buna benzer pek çok konu var. İnsanlar neden – sonuç ilişkilerini doğru kuramadıkları için enflasyonu önleyemeyen hükümeti değil, bu olaylardan kendileri gibi etkilenen diğer insanları suçluyorlar. Ne yazık ki okullarımızda verilen eğitim neden – sonuç ilişkisinin doğru kurulmasını hedef almıyor. Oysa bilimin temeli neden – sonuç ilişkilerinin doğru kurulmasına dayanıyor.
Neden – sonuç ilişkisini düzgün kurabilmek için mantık – matematik bilmek gerekiyor. Öyle çok derin, çok ayrıntılı bir bilgiye gerek yok. Olayların biraz önünü arkasını araştırmak bu ilişkiyi doğru kurabilmek için yeterli. Bu ilişkiyi çözebilmenin en kestirme yolu hangisinin önce geldiğini yakalayabilmekten geçiyor. Önce gelen neden, sonra gelen sonuçtur. Ama bazen optik kırılma önce gelenle sonra gelenin yer değiştirmesine yol açabilir. Aidatlar yükseliyorsa bunun neden yükseldiğini sorarak başlamak gerekir. İlk neden asgari ücretin ve malzeme bedellerinin fiyatlarının artmış olmasıdır. Bunu yakaladıktan sonra bunların niçin arttığını sorgulamak gerekir. Bunun nedeni izlenen yanlış ekonomi politikası sonucunda enflasyonun artmış olmasıdır. Buraya kadar gelebilirsek aidatlardaki artışın sorumlusunun site yönetimi değil yanlış ekonomi politikası yürüten hükümet olduğunu buluruz. Böylece neden – sonuç ilişkisini yerli yerine oturtunca da hesabı kime soracağımız ortaya çıkar.
Yazının tamamını okumak için yukarıdaki linke tıklayabilirsiniz.

Bir yanıt yazın